Kayıtlar

Rezillik

Rezillik Selim Çakmaklı Günümüz dünyasında rezillik sıradanlaşmış bulunmaktadır. Rezil olan, rezilliğe neden olan davranışını türlü gerekçelerle açıklamakta ve sıradanlaşmaktadır. Böylece fark edilmesi zor bir durum halini almakta, günlük hayatın bir parçası olmaktadır. İlk başlarda ana haber bültenlerinin en dikkat çekici haberi olmakta ve bir süre sonra magazin programlarının mağduriyet hikayelerine dönüşebilmektedir. Tüm bunların yanı sıra rezillik ile burjuva yasam biçimi ve/veya sermaye birikimi arasındaki önemli bir bağlantı olduğu ortadadır. Bu yazıda son dönemlerde ABD medyasında önemli ses getiren bazı rezilliklerle yukardaki bağlantı öncülüğünde incelemeyi amaçlıyorum. İnsanın bedensel varlığını yeniden yaratmasının en önemli unsuru olan su ile başlayalım. Flint şehrinin su krizinde soruşturma başa sardı; Amerika`nın otomobil endüstrisinin merkezi konumundaki Michigan eyaletindeki Flint şehrinin yüzbin`den fazla olan yerleşimcileri 2014 yılından bu yana su krizi yaşa...
UYGULAMA Teknoloji yaşamımızın her yanını hızlıca sarıyor. Bir an bile durup düşünmeden onun bize sunduklarından çılgınca bir heyecan duyuyoruz. Artık onsuz bir anımız yok. Telefonumuza indirdiğimiz uygulamalarla alışveriş yapıyor, iletişim kuruyor, eğleniyor ve bilgileniyoruz. Dünya artık cebimize sığabilecek kadar dijitalleşmiş durumda; cebimize sığabilen koskoca bir dünya!  Telefondaki bir uygulamayla aylardır görmediğimiz sevdiklerimizle konuşabiliyoruz. Bu olanaklar dünyasının sınırları hayallerimizin ötesinde. Vücudumuzun altıncı duyu organı, hatta ikinci bir beyin işlevi görüyor teknoloji. Bunlar sayesinde belki de hayatımızda bizden önceki nesillerin hayal dahi edemediği olanaklara sahibiz. Öyle ki evden dışarı çıkmadan yaşamak bile mümkün. Telefona indirilen uygulamalarla market alışverişi yapabilir, yemek siparişi verebiliriz. Pizzacının cep telefonumuzdaki uygulamasıyla pizzamıza istediğimiz malzemeleri bile ekleyebiliriz. Pizzamızın 20 dakikada evimizin kapısın...

Hüzünlü Bir İskenderun Yazısı

Ehlen Dergisinde Yay ı nlanm ı ş t ı r Hüzünlü Bir İskenderun Yazısı Mekânların insan hayatında oynadığı rolü keşfetmek beni her zaman şaşırtır. Aslında bunu ilk kez, o zamanlar pek farkında olmayarak, babamın hikâyelerinde deneyimledim. Babam şofördü, ülkenin en ücra köselerine kadar direksiyon sallardı. Sabırlı ve geniş yürekli bir insan olduğundan, o evde yokken yaramazlıkta sınır tanımayan çocuklarına her zaman sabırla seslenmeyi bildi. Bunu da hikâyeler üzerinden yaptı. Babam, hikâyeye uzun tasvirlerle başlardı. Bu tasvirlerin ayrılmaz bir parçası mekânlardı. Zamanla babamla seyahat etme şansım da oldu. İş amaçlı ziyaret ettiğimiz şehirler, köyler ve mezralar hep tanıdık gelirdi ve zihnimin en değerli yerinde tutmaya çalışırdım onları. Babam gibi tasvir edebilmek için. Böyle bir yeteneği kazanamamış olduğumdan, İskenderun üzerine yazı yazmam istendiğinde yeniden babama başvurdum. Benim anılarım sınırlı. Ortaokul ve lise yılları dışında, İskenderun’un zihnimdeki en değerli y...

Garibana Rahat Uyku Yok

                                                                                                Mersin Ya ş am Gazetesi nde Yay ı nlanm ı ş t ı r Garibana Rahat Uyku Yok  Selim CAKMAKLI Kapitalist sistem 7 gün 24 saat faaliyet gösteren bir dünya düzeni yarattı. Hastaneler ve güvenlik hizmetleri gibi doğası gereği sürekli faal olan iş kolları dışında kalan faaliyetler de teknoloji ve elektrik sayesinde sürekli üretim yapan bir yapıya dönüştü. Günler gecelere, geceler gündüzlere karıştı. Mevsimler önemsizleşti. Zaman tekdüze hale geldi. 7/24 faaliyet gösteren üretim düzeni kaçınılmaz olarak insan vücudunun içerisine ulaştı ve vücudun içsel zamanında, uyuma/uyanma düzeninde, bozulmaya yol açtı. İçsel zamanı üretimin emrine giren insan vücudu...

Geçmişin İzleri ve Bugünün Ekonomisi

Özg ü r Üniversite Web Sayfas ı nda Yay ı nlanm ı ş t ı r Ge ç mişin İzleri ve Bug ü n ü n Ekonomisi Selim Ç akmakl ı İktisat teorileri tarihsel olaylar ı n etkisiyle, ö zellikle kriz dönemlerinde, acil çö z ü m bekleyen sorunlara mevcut yaklaş ı mlar ı n tatmin edici a ç ı klamalar getirememesi sonucu de ğ i ş i me u ğ rarlar. Yak ı n tarih bu d ö n üşü mlere sahne olmuştur. 1929 Dünya Bunal ı m ı ndan ö nce iktisada hâkim yaklaş ı m, piyasalar ı n kendi kendini düzenleme yetene ğ ine sahip oldu ğ unu iddia ediyordu. İktisatç ı lar ı n Neo-Klasik iktisat olarak adland ı rd ı klar ı bu yaklaş ı ma g ö re rekabet ç i piyasa ekonomisi kaynaklar ı en etkin şekilde da ğı t ı r ve ekonomide oluşan bir dengesizlik arz ve talep mekanizmasıyla otomatik olarak giderilebilir. 1929 bunal ı m ı kendi kendini düzenleyebilen piyasa sistemine olan inanc ı derinden sarsm ı şt ı r. Dünyan ı n geli ş mi ş ekonomilerinde işsizlik yüzde 25`lere yükselmiş ve milli gelir yüzde 15`lere varan...